| AGAÇ NEDIR | 19/02/2008 |
Agaç, tek gövdesi bulunan, beslenmeyi ana ve yan köklerden alan 4-5 m boyundaki odunsu bitki.
Topraga düsen tohumdan en önce fide meydana gelir. Fide bir yil sonra fidan halini alir. Hücrelerinin çogalmasiyla dal ve yapraklar, gövde ve kök olarak üç parçadan ibaret bir agacin küçük bir modeli olur. Her yil agacin dallarinda ve köklerinde yeni sürgünler çikarken, gövdede de bir tane yillik halka meydana gelir. Bu halkalar, agacin enine büyüyerek yaptigi odun tabakasidir. Yagisi bol yillarda, genis bir halka; kurak geçen yillarda ise, ince ve küçük bir halka meydana gelir. Bu halkalardan agacin yasi kolayca anlasilabilir.
Gövdesinden enine kesilen bir agaç incelenecek olursa, en dista kabuk, sonra yillik halkalari meydana getiren hücre tabakalari ve en içte de öz kisim görülür.
Bir agacin gerçekten canli olan biricik kismi, kabugun altinda odunun yüzeyindeki ince bir hücre tabakasidir. Buna katman doku tabakasi denir. Bu tabaka agaci gelistiren ve büyümesini saglayan tabakadir. Genç bir agaca çivi çakildiginda veya agaç bir dal verdiginde, çivinin ve dalin yerden yüksekligi hiç degismez.
Bütün canli varliklar gibi agacin da dokularinin arasinda devamli bir su dolasimi olur. Bu su dolasiminin saglanabilmsi için agacin devamli ve bol miktar suya ihtiyaci vardir. Çok büyük bir kayin agaci, kuru ve sicak bir günde 250 litre, küçük bir ayçiçegi ise 1 litre su harcar. Okaliptüs agaçlari ise günde ortalama 400 litre su harcadiklarindan batakliklari kurutmada faydalanilir.
Agacin ihtiyaci olan su, büyük agaç türlerinde 50 metrenin üzerinde bir yükseklige çikmak mecburiyetindedirler. Bu hadisede önemli olan birinci kuvvet kilcallik olayidir. Odun borulari demetlerinde 20 metreye kadar etkilidir. Ikinci kuvvet ise, kök basincidir. Bu basinç ile agaçta su 30 metre kadar yükseklige çikarilabilmektedir. Bir diger önemli kuvvet de yapraklardan suyun buharlasmasi (terleme) ile meydana gelen emme kuvvetidir. Buna kohezyon gerilimi de denir. Terlemenin (transpirasyon) büyük kismi gözeneklerle, az bir kismi da diger yüzeylerle saglanir. Kohezyon kuvveti su moleküllerini birbirine baglar. Bu gerilim, suyun kopmayan bir sütun halinde yükselmesini saglar. 100 metreye kadar etkilidir. Sekoya gibi yüksekligi 100 metreyi bulan dev agaçlarda su tepelere kadar kohezyon kuvvetiyle yükselir.
Bir agaç kendi besinini dogrudan dogruya toprak ve havadan günes isigi vasitasiyla üretir. Bu, hiçbir canli hayvan vücudunun yapamadigi son derece karmasik bir hadisedir. Yapraklardaki klorofil denilen yesil madde sayesinde, havanin karbondioksitinden, günes isigi altinda fotosentez denilen olay sonucunda kendisi ve diger canlilara faydali besinleri meydana getirir.
Her yaprak, kendini disariya karsi koruyacak çok etkili bir tabaka ile siki sikiya örtülüdür. Hava, yapraklarin altindaki çok küçük deliklerden girebilir. Suyun buharlasmasi da, yine bu deliklerden (por) saglanir. Yaprak ihtiyaca göre bu delikleri açar veya kapatir. Agaç kabugu çok etkili bir su geçirmeyici zirhtir. Bir agaç, basindan ayaklarina kadar, su bugusunun disari sizmasina karsi sirlanmistir.
Agaçlar günlük hayatin her kisminda son derece çesitli ve o derece yaygin olarak kullanilir. Kagit yapimindan mobilya yapimina, meyvelerinin besin olarak kullanimindan süs agaçlarina kadar, sayisiz denebilecek kullanilis yeri vardir. Büyük agaç topluluklari olan ormanlar ise, bir memleketin iklimini, hatta ekonomisini etkileyecek kadar önemlidir.
Eski jeolojik devirlerde yaGPKLsamis, bugün nesli tükenmis dev agaçlara dünyanin bazi bölgelerinde nadiren rastlanabilmektedir.
Agaçlarin boylari ve yükseklikleri bir hayli degisiklik gösterir. Boylari üç metreden yüz on metreye kadar; yaslari otuz-kirk yildan bes bin yila kadar olan agaçlara rastlanmaktadir. Dünyanin en yasli ve yüksek agaçlarindan olan ve ABD'de Sierra Nevada Daglarinda bulunan sekoyalar (Sequoia) yüz on metre yükseklige ve 6-9 m çapa erisebilir. Bunlarin yaslari da dört bin yili bulmaktadir. Avustralya'da yüksek boylu ormanlar meydana getiren okaliptus agaçlari da yüz metreyi bulmaktadir. Agaçlarin yaslari bir hayli farkliliklar göstermektedir. Son yillarda dünyanin en yasli agacinin higori çaminin (Pirus aristata) oldugu belirlenmistir.
Agaçlarin gelismesi için en elverisli sart bol yagmur olup, bu da tropik iklimlerde görülür. Tropikal iklimlerde kurak bölgelerin cüce bitkileri agaç haline gelir.
Firtinalar, seller, yildirim, yangin gibi tabii afetler, usulsüz kesimler gibi insanlarin yaptigi tahripler, bitki hastaliklari, agaçlarin en büyük düsmanlari olarak sayilabilir.
| Sayfayı Yenile | Yazdır | Geri Dön | Yukarı |









