KÖPRÜ NASIL YAPILDI?
Köprününün bakımı büyük zorluklarla yapılırken, köprünün nasıl yapıldığını biliyormusunuz. 3 yıl süren bu zorlu zamanları yakından görmek isterseniz TIKLAYIN
Köprününün bakımı büyük zorluklarla yapılırken, köprünün nasıl yapıldığını biliyormusunuz. 3 yıl süren bu zorlu zamanları yakından görmek isterseniz TIKLAYIN
Genç ve dinamik nüfusu, yaratıcı bir enerji oluşturarak, Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul'u dünyanın en dinamik kentlerinden biri haline getirmektedir.
Sapancada 1 çiftlikte, 7 ülkeden, 19 sanatçı, 20 gün boyunca, tam 40 esere imza attı. Şimdi bu eserler Rahmi Koç Müzesinde görücüye çıktı.
Burası 14 yıl önce Topkapı'daki Trakya Otogarı'nın olduğu, bugün ise "Topkapı Şehir Parkı"nın bulunduğu yer.
İstanbul denince her ne kadar akla trafik karmaşası içindeki kalabalık kent gelsede, bazı yerlerinde saklı cennetleri var
İstanbul, Türkiye'nin en kalabalık, ekonomik ve kültürel açıdan önde gelen şehirlerindendir. Belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre, 11 milyonu geçen nüfusuyla Avrupa'nın birinci ve dünyanın dördüncü kalabalık kentidir.İlçelerimizi tanımak için tıklayınız.
Dünyadaki en önemli projelerden biri olan Marmaray Projesi, İstanbul'un kentsel yaşantısını sağlıklı olarak sürdürebilmesi, kentlilere çağdaş bir kent yaşamı ve kentsel ulaşım imkânları sunabilmesi, kentin doğal tarihi özelliklerinin korunabilmesi için yüksek kapasiteli elektrik enerjisi kullanarak çevreyi kirletmeyen bir projedir.
| Beylerbeyi ve çevresinin yerleşim alanı olarak kullanılması tarihte oldukça gerilere, Bizans dönemine kadar gitmektedir. 18. yüzyılda yaşamış olan ünlü gezgin İnciciyan’a göre, Büyük Kontstantinus’un diktirdiği bir haçtan dolayı Bizans döneminde “İstavroz Bahçeleri” adıyla anılan yöre, Osmanlılar döneminde Padişahların Has Bahçeleri’nden biri olarak kullanılmıştır. Yine İnciciyan’a göre buraya “Beylerbeyi” adının verilişi, 16. yüzyılda Beylerbeyi Mehmed Paşa’nın burada bulunan köşkünden kaynaklanmaktadır. Çeşitli dönemlerde padişahların ilgisini çeken Beylerbeyi, yaptırılan kimi köşk ve kasırlarla yazlık olarak kullanılan bir niteliğe kavuşmuş, 1829 yılında Sultan II. Mahmud’un yaptırdığı ahşap Sahil Sarayı ile yeni bir hareket kazanmıştır. Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında... | |
| Kule 1349'da Cenovalılarca Galata'yı çevreleyen surların başkulesi olarak inşa edilmiştir. Yapılışı hakkında çeşitli söylentiler vardır. Başlangıçta isa Kulesi olarak adlandırılan kule, Osmanlılar döneminde zindan ve gözlemevi olarak kullanılmıştır. Yangın ve fırtınalardan sonra sık sık restore edilen bina, son olarak 1964'de onarım görmüş ve 1967'de yeniden kullanıma açmıştır. Galata semti, her gün yeniden keşfedilmeyi, yapraklarının daha sık karıştırılmasını bekleyen bir tarih kitabı gibidir. Halic’in, tarihi İstanbul’un, Boğaziçi girişinin ve Asya yakasının benzersiz manzarası en muhteşem şekilde Galata Kulesinden görülür. Limanı ve şehri gözetlemek gayesi ile kurulan kule değişik amaçlarda asırlarca kullanıldıktan sonra, günümüzde de orijinaldeki gibi, manzarayı seyretme işi görmektedir. Asansör ile çıkılan kulenin üst iki katı restaurant ve gece kulübü olarak organize edilmiştir... | |
| İstanbul’daki dilencileri sokaklarda başı boş gezen kimsesiz çocukları, cami avlusunda yatan kimsesiz ve alilleri bir araya toplayıp ıslah ederek sanat sahibi yapmak, kimsesiz alillerin son ömürlerini huzur içinde geçirtmek maksadıyla zamanın Padişahı Sadrazam Halil Rıfat Paşa’ya bir DARÜLACEZE kurulmasını ferman ile emir buyurmuştur.Halil Rıfat Paşa bu ferman üzerine, teşekkül ettirdiği bir komisyonla yaptığı tetkikler neticesinde, Darülaceze’nin Okmeydanı’nda kurulmasının muvafık olacağını ve inşaatının 72.000 altın liraya çıkabileceğini padişaha arz etmiştir.Bunun üzerine Darülaceze’nin Okmeydanı’nda inşasına başlanması padişahın 25 Mart 1306 tarihi fermanı ile emir buyurulmuş ve bu ferman 30 Mart 1306 tarihli Resmi Tebliğ ile yayınlanmıştır. Padişah Darülaceze’nin kuruluş masraflarını karşılamak üzere 7.000 altın lira kıymetindeki eşyasını hediye ederek ayrıca 10.000 altın lirada... | |
| Bugün İstanbul’da dikilitaş adını verdiğimiz anıt, Eski Mısır eseri. Eski Mısır’dan çıkarılarak dünyanın çeşitli kentlerine dikilitaşlar götürüldüğü olmuş. İstanbul’daki dikilitaş ilk olarak MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis adına Yunanlıların Heliopolis adını verdiği Annu kentinde dikilmiş. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile Tutmosis’in zaferleri yazılmış. Taş ilk olarak Bizans İmparatoru Constantinus’un dikkatini çekmiş ve Mısırlılara bir mektup yazarak bu taşın kendisine gönderilmesini istemiş: “Gemileriniz Karadeniz’e çıkarken sizleri cömertçe karşılayan ve beslenmesine yardımcı olduğunuz bu şehrin güzelleşmesine katkınız olması için bu yekpare taşı yollamanız yerinde olur.” Dikilitaş’ın İstanbul’a ne zaman gönderildiği tam olarak bilinmiyor. Bilinen, taşın kente geldikten sonra uzun süre yerde yatması. İmparator Thedosius başa geçtikten sonra bu dikilitaş’ı hatırlamış.... | |
| 178 yıllık tarihe sahip vapurların maketlerini İstanbullularla buluşturan İDO'nun bir sonraki projesi ise yandan çarklı bir nostalji vapurunu tekrar Boğaz sularında yüzdürmek. İskeleden denize sadece bir jetonluk mesafe var. Jetonu turnikeye atıp öteki tarafa geçince ise kocaman bir gemi karşılıyor insanı. Tahta iskeleden vapura atılan adım ise artık en kısası yarım saat sürecek, içinde deniz, rüzgar, dalga, çay, simit, martı, sohbet vs. barındıracak keyifli bir yolculuk demek. 1828 yılında Boğaz sularına giren ilk yandan çarklı gemi olan “Sür’at”, şehir halkında büyük bir şaşkınlık uyandırmıştı. Zira o güne kadar ya kürekle ya da yelkenle hareket eden deniz araçlarını kullanmışlardı. O tarihten bu yana Marmara’nın sularına anıları süsleyen o kadar çok gemi geldi ki, “Asayiş”, ”Aydın”, Birinci Dünya Savaşı'nda donanmanın emrine verilen “Nusret”, boğazın güzel, narin ve zarif vapuru... |
| HAFTA SONU İÇİ PLAN NEDİR |