TOPKAPI SARAYI MÜZESİ

TOPKAPI SARAYI MÜZESİ
Ocak 28 16:01 2015 Bu Makalede, Yazar
Istanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafindan 1460 – 1478 yillari arasinda yaptirilan ve zamanla yeni eklemelerle genisletilen Topkapi Sarayi, yaklasik 380 yil imparatorlugun yönetim merkezi ve padisahlarin evi olarak kullanilmistir. Dolmabahçe Sarayi’nin yapilmasindan sonra terk edilen Saray, önemini her zaman korumustur. Sultan I. Abdülmecit ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde özel izinle Saray’in bazi bölümlerin ziyarete açildigi bilinir.

Dünyada günümüze gelebilmis saraylarin en eskisi ve genisi Topkapi Sarayidir. Atatürk’ün emri ile 1924 yilindan beri müze olarak kullanilmaktadir. Konumu Halic’i, Bogaziçi’ni ve Marmara denizi gören, çok güzel manzarali, Istanbul’un ilk kurulus yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi Istanbul üçgen yarimadasinin en uç noktasinda, 5 km.yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir. Istanbul’un fethini 1453’te gerçeklestiren genç Fatih Sultan Mehmet, Imparatorluk tahtini bu sehre tasimisti. Kurdugu ilk saray sehrin ortasinda bulunmaktaydi. 1470’lerde yaptirdigi ikinci saraya, önceleri yeni saray, yakin tarihlerden beri de Topkapi Sarayi denilmektedir. Burasi, tarihte bilinen diger Türk saraylari gibi, klasik bir Türk sarayidir. Degisik fonksiyonlari olan, agaçlarla gölgelendirilmis, birbirini takip eden ve abidevi kapilarla ayrilmis avlulardan olusmustur. Fonksiyonel yapilar bu avlularin çevresine serpistirilmistir.

Saray, kuruldugu çagdan baslayarak Sultanlarin yaptirdigi birçok degisiklik ve eklemelerle sürekli gelismistir. Sultanlarin 1853’te gösterisli Dolmabahçe Sarayina tasinmalari ile resmi sarayliktan çikmis ve hizla harap olmaya yüz tutmustu. Cumhuriyet döneminde 50 yili asan sürekli onarimlar Topkapi Sarayini eski sade güzelligine kavusturmustur. Sarayda sergilenen müze parçalarinin pek çogu dünyada esi-benzeri olmayan saheserlerdir.

Saray olarak kullanildigi devirlerdeki fonksiyonlari, tarihteki diger saraylara göre oldukça degisiktir. Burasi imparatorlugun tek sahibi Sultanin resmi ikametgâhi olmakla beraber, resmi devlet islerinin merkezi, bakanlar kurulunun toplandigi, devlet hazinesi, darphanesi ve arsivlerinin bulundugu yerdi. Imparatorlugun en yüksek ögrenim kurumu, Sultanin ve devletin üniversitesi de sarayda bulunurdu. Osmanli Türk Imparatorlugunun kalbi, beyni ve her anlamdaki tek merkezi burasiydi. Kurulusundan epey sonra da sultanlarin özel haremleri de bu saraya yerlestirilmisti. Osmanli Türk Imparatorlugu Türklerin tarihte kurdugu 16 bagimsiz devletten en uzun ömürlü ve en genis topraklara sahip olanidir.
622 yil süren bu dev imparatorluk Akdeniz’i ve Karadeniz’i çevreleyen Asya, Avrupa ve Afrika kitalarinda yüzyillarca hüküm sürmüstür. Degisik irk ve degisik dinlerden pek çok ulusu idaresinde birlestirmistir. Tarihte böylesine genis topraklara bu kadar uzun süre hükmeden digeri de Roma Imparatorlugudur. Osmanli Türk Imparatorlugunda 36 Sultan hüküm sürmüs ve 16. yy. baslarindan itibaren, halifelik ünvani ile de, Islam dünyasinin dinsel hükümranligini üstlenmistir.

Sarayda Sultanin özel avlusunda bulunan okulda egitimini tamamlayan yetenekli memurlar, genis imparatorlugun yönetimi ve örgütlenmesinde büyük bir sadakatla basari göstermislerdir. Vezir ve sadrazamlarin pek çogu bu okulun mezunlari idi. Topkapi Sarayinda gün isigi ile baslayan hayat her adimda, her durumda, büyük tören ve kati protokol kurallarina bagli idi. Asirlari bulan köklesmis gelenek ve göreneklere herkesin uymasi sartti. Bu husus imparatorlugun çöküs devrinde bile kati kuraldi. Bati dünyasi protokol usülleri, daima bu sarayin kurallarinin etkisinde kalmistir. Topkapi Sarayinin sahil kösk ve pavyonlari geçen yüzyil sonlarinda tahrip olmuslardir. Degisik çini, agaç isleri ve mimari üsluplari, Topkapi Sarayinda Türk sanatinin gelismesini, üslup farklarinin uyumunu en güzel sekilde gösterir.

Topkapi Sarayi Müzesi’ne bagli Serifler Yalisi Sultan I.Abdülhamit döneminde yapilmis selamlik kösktür.
BIRINCI AVLU

Sarayin birinci avlusuna Bab-i Hümayun diye bilinen Imparatorluk kapisindan girilir. Kapi disindaki anit çesme 18. yy. Türk sanatinin en güzel örneklerindendir. Birinci avluda saray firinlari, darphane, muhafiz alayi, odun depolari ve asagidaki düzlüklerde özel sebze bahçeleri yer alirdi. Sarayin ilk yapisi Çinili Kösk ve Arkeoloji Müzeleri de bu avludadir. Girisi takiben solda 6. yy. Bizans eseri olan Aya Irini Müzesi yer alir.

IKINCI AVLU

Topkapi Sarayi Müzesinin ana girisi, ikinci kapi olan Bab-üs Selam, orta kapidir. Ikinci avlu devlet ve hükümetin yönetim merkezidir. Yalnizca sultanlarin at bindigi bu avluda, halktan resmi isi olanlar, özel ödeme günlerinde maaslarini alan yeniçeri temsilcileri, elçi kabulleri ve devlet törenleri yapilirdi. 5-10 bin kisinin mevcut olabildigi törenlerde, tam bir sessizligin hüküm sürdügü bilinir. Sultanlarin katildigi tören ve olaylarda imparatorluk tahti bu avlunun diger yanindaki kapinin önüne yerlestirilir ve bir saygi ifadesi olarak tüm katilanlar elleri önlerinde kavusmus olarak dururlardi. Avlunun sol yaninda kabinenin toplandigi yönetim bölümü yer alir. Sarayin tek kulesi de buradadir. Devlet adaletinin bu divanda dagitilmasindan dolayi buraya Adalet Kulesi denilirdi. Bu kuleden bütün Istanbul ve liman gözetlenebilirdi. Kulenin tek girisi harem kisminda bulunmaktadir.

HAREM

16 yy. ortalarina kadar sehrin baska semtindeki Eski Sarayda yerlesikti. Topkapi Sarayi Haremi dar uzun koridorlar, küçük iç avlular etrafina serpistirilmis 400 kadar odadan olusmustur. Burasi çaglar boyunca degisikliklere ugrayarak gelismistir. Sultanin annesi, kiz, erkek kardesleri, ailenin diger fertleri ve genis aileye hizmet eden cariye ve harem agalarinin bulundugu evin özel bölümü durumunda idi Harem. Disariya kesinlikle kapali olan bu özel, Harem bölümü için asirlar boyu pek çok öyküler anlatilmistir. Sultana ve ailesine hizmet verecek cariyeler, çesitli irklarin en güzel ve sihhatli kizlari arasindan seçilir veya hediye edilirlerdi. Çocuk yasta hareme giren kizlar yillar süren kati disiplin içinde yetistirilirlerdi. Saray usullerini ögrendikten sonra, belirli siniflara ayrilmis bu cariyelerden sultanin gözüne girebilenler, onun karisi bile olabilirdi. Imparatorlukta kraliçe unvani yoktu. Haremin bütün idaresi sultanin annesinin elinde idi. Zenginlik ve ihtisamin yaninda dedikodu, kin ve sultana daha yaklasabilmek için mücadele, yasamin bir parçasi idi. Yeni bir sultanin tahta geçisi, eski sultanin hareminin bir baska saraya gönderilmesine sebep olurdu. Idaresi ve kisiligi zayif sultanlar devirlerinde harem kadinlari ve harem agalarinin yönetime etkileri ve çevirdikleri entrikalar hemen ortaya çikardi. Bütün güzellikler, entrikalar ve çirkinlikleri ile birlikte haremde yasam, çagdasi kadin dünyasindan üstün bir yasam sekli idi. Harem bölümünün ancak bir kismi ziyarete açiktir. Hareketli ve renkli eski günlerinin tam tersine los koridorlar, bos odalar ziyaretçinin ancak hayal gücünde canlanabilir. Harem gezisi sultan annesine tahsis edilen bölüm ile 40 odali kisimdan baslar. Büyük hamam ve kubbeli, genis sultan salonu sonraki bölümlerdir. Her münasip yere çesme ve ocak yerlestirilmistir. Enteresan çesmelerin aktigi havuzlu, büyük salon 16. yy. sahane çinileri ile süslü olup, III. Murat devri eseridir. Küçük kütüphane odasina ve çok enteresan meyve ve çiçek resimleri ile bezeli “yemis odasina” salonun dip tarafindan girilir. Harem turunun sonunda gezilen iki 16. yy. odasi, camlari güzel vitraylar ve duvarlari zengin dekorla kaplidir. Bu çift oda sehzadeye tahsis edilmisti.

SILAH KOLEKSIYONU VE DIVAN ODASI

Genis saçakli “Divan-i Hümayun” bölümünün yanindaki büyük yapi devlet hazinesi idi. 8 kubbeli bina eski silahlarin modern biçimde sergilendigi zengin bir koleksiyondur. Sultanlarin kullandigi zirh ve silahlarla, saray ve ordu mensuplarinin degisik çaglarda kullandiklari silahlar, diger ülkelerden ele geçirilenlerle birlikte teshirdedirler. . Hükümet üyelerine tahsis edilmis Divan bölümü yaninda sarayin tek kulesi Adalet Kulesi yükselir. Divan toplantilari Sadrazam baskanliginda toplanan Vezirler ve katipler ile yapilirdi. Sultanlar toplantiya katilmaz ancak, duvarda harem bölümüne açilan yüksek, perde ile kapali bir pencereden toplantiyi dinleyebilirdi. Elçi kabullerinde ziyafet sofrasi bu salonda kurulurdu.

MUTFAKLAR VE PORSELEN KOLEKSIYONU

Ikinci avlunun sag tarafinda 20 bacali saray mutfaklari yer alir. Sarayda mevcudu 12.000”i geçen Çin ve Japon porselenlerinin 2500 kadari bu bölümde sergilenmektedir. Buranin mutfak olarak kullanildigi günlerde sayilari 1000’i geçen asçi ve yardimcilari, sarayin degisik bölümlerine tahsis edilmis yemekleri pisirip, gönderirlerdi. Günümüzdeki porselen teshiri kronolojik ve modern bir sergidir. Dünyanin en zengin koleksiyonunun seçilmis parçalaridir. Mutfaklarin bir bölümü eskisi gibi muhafaza edilmis, diger bölümünde de Istanbul isi porselen esya ve cam isi teshire sunulmustur. Ayri bir bölümde gümüs esya ve Avrupa porselenleri koleksiyonu yer alir. Essiz Çin seledonlari giris sag salondadir. Mavi beyazlar, tek ve çok renkli porselen teshirleri, Japon porselen salonu ile nihayetlenir. Helvahane bölümünde günlük yasamda kullanilan madeni kapkacak, kahve takimlari, tombaklar sergilenmektedir. ÜÇÜNCÜ AVLU Üçüncü avluya Bab-üs Saade denilen, Ak Hadim Agalarin kontrol altinda tuttugu, ancak özel izni olmayan hiç kimse geçemedigi kapidan, Sultanin özel avlusuna girilirdi. Saray Üniversitesi, Taht Odasi, sultanin Hazine Dairesi ve Kutsal Emanetler bölümü bu kisimda yer alirdi. Sultanlar elçi kabullerini Taht Odasinda yapar, yüksek devlet memurlari ile de burada görüsürlerdi. Giris karsisindaki taht odasi hizmetkârlari, güvenlik nedenleri ile sagir ve dilsiz kimselerden seçilirdi. Sultanin çesitli, degisik hizmetlerini gören subay rütbeli personel ayni zamanda saray okulunun ileri gelenleriydi. Avlunun ortasinda bulunan 18 yy. III Ahmet Kütüphanesi Barok üslubunun Türk mimarisine uyumunun tipik, güzel örnegidir.

ELBISELER

Avlunun sag yan bölümünde teshir edilen sultan elbiseleri koleksiyonunun, dünyada bir benzeri yoktur. Özel saray tezgâhlarinda, elde yapilmis kumaslardan dikilen elbiseler 15. yy.dan beri itina ile bohçalanip, özel sandiklarda saklanmis olup tamami 2500 kadardir. Ipek, altin ve gümüs simlerle islenmis elbiseler yaninda, Türk Sanatinin saheserleri olan Sultanlarin kullandigi ipek hali, özel seccade örnekleri de teshir edilmektedir.

HAZINE
Topkapi Sarayi müzesinin hazine koleksiyonu dünyanin en zengin, bir numarali koleksiyonudur. 4 odada teshir edilen eserler otantik ve orjinaldir. Degisik yüzyillardaki Türk mücevherat isçiliginin saheserleri, Uzak-Dogu, Hint ve Avrupa eserleri ile birlikte seyredenleri büyüler. Hazine Bölümü sergilemesi 2001 yilinda modernize edilerek degistirilmistir. Ilave bir ücret ile gezilebilen bölümde ilk odada Osmanli Imparatorlugunun degisik çaglarda kullandigi biri som altin kaplamali digeri benzersiz mine ve kiymetli taslarla süslenmis, bir digeri abanoz agaci ve üzerine fildisi kakma motifli, ötekisi baga ve sedef kakmali, kiymetli taslarla süslü dört taht ve sultanlarin nadide taslarla süslü sorguçlari, iri tasli zümrüt askilari yer alir. Ikinci odada Rus-Çin-Iran-Hind el isi güzel eserler, devlet madalyonlari sergilenmektedir. Üçüncü salon vitrinlerini Yesim, tutya ve neceften yapilma essiz eserler, bir 16 yy. merasim migferi, her biri 48 kg som altindan yapilan iki büyük samdan süsler. Dördüncü salonda merasim kiliç ve hançerleri, taki ve yüzükler yaninda Sarayin sembolü Topkapi hançeri, Kasikçi Elmasi, III Mustafa’nin süslü zirhi ve altin üzeri degerli taslarla süslü besik sergilenmektedir. Üçüncü odayi dördüncüye baglayan, Bogaziçi’nin girisine ve Asya sahiline hakim sahane manzarali bir balkon vardir.

SAAT KOLEKSIYONU BÖLÜMÜ

Kutsal emanetlerin yanindaki oda, dünyanin en zengin koleksiyonudur. Giris sag tarafinda Türk sanatkârlarini saatleri yer alir. Çok degerli duvar ve masa saatleri, cep saatleri 16-19. yy.lar arasi tarihlenir. Degisik markalar saraya hediye edilmislerdi. Salonun en büyük saati 3.5 metre boyunda ve 1 metre eninde Ingiliz mali olup, içinde bir org vardir. Cep saatleri arasinda Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz’lerin portreli saatleri enteresandir. Kubbeden asagiya sarkan kus kafesinin alti enteresan, mineli bir saattir.

KUTSAL EMANETLER BÖLÜMÜ

16 yy. Misir’in fethini takiben saraya getirilen Islam’in kutsal emanetleri o tarihten beri bu bölümde muhafaza edilmektedirler. Emanetlerin sergilenmesinden önce, bölüm Taht Odasi olarak kullanilmisti. Kubbeli odalarin duvarlari çinilerle kaplidir. Hz.Muhammed’in kiliçlari, yayi ve degerli bir kutu içerisinde muhafaza edilen hirkasi koleksiyonun önemli parçalaridir. Odadaki büyük, süslü islemeli, kubbeli kafes gümüsten mamuldür. Diger oda vitrinlerinde Peygamberin, mührü, sakal killari, mektup ve ayak izleri sergilenmektedir. Ilk el yazma Kuranlardan birisi, Kâbe’nin anahtarlari, önemli kisilerin kiliçlari diger eserlerdir.

SULTAN PORTRELERI GALERISI

Kutsal Emanetler bölümü ile Hazine arasinda, müze müdüriyetinin bulundugu önü sütunlu binadadir. Büyük salonda zaman, zaman degistirilen sergiler yer alir. Topkapi Sarayi Müzesinde zengin, degisik belgeler, kitaplar, minyatürler, yazi takimlari gibi kiymetli eserler bulunmaktadir. Bu nadide parçalar buradaki salonda zaman içerisinde sergilenir. Salonun balkon seklindeki galeri duvarlarinda Sultanlarin yagli boya tablolari bulunmaktadir.

DÖRDÜNCÜ AVLU

Sarayin üçüncü avlusundan koridorlar ile dördüncü avluya, bahçeler içindeki pavyonlara geçilir. Burada sarayin tek ahsap pavyonu, 17. yy. zengin islemeli ve çinilerle süslü Bagdat ve Revan köskleri ve nihayet saraya insa edilen en son yapi olan Mecidiye köskü yer alir. Köskün alt kati ziyaretçilere ayrilmis lokantadir. Bagdat köskünün önündeki teras Haliç, Galata bölümü ve Eski Istanbul’un kubbeler ve minarelerden olusan essiz manzarasinin birlikte seyredilebilecegi en uygun yerdir. Saray yamaç bahçeleri halka tahsis edilmis büyük bir sehir parkidir.

Telefon:0(212) 512 04 80 – 512 04 84